SAHİH-İ MÜSLİM

Bablar Konular Numaralar

AHMED DAVUDOĞLU

612. NOLU HADİSİN ŞERHİ:

 

Bu hadisi,Buhari «Kitabu'l vudu», Kitabu't Tahare» ve «Kitabu'l-Eşribe» de Müslim buradan başka «Kitabu'l Eşribe» de Ebu Davud, Tirmizi, Nesaî ve İbni Mace «Kitabu't-Tahare» de tahric etmişlerdir.

 

Sened'e dair:    Hadisin senedindeki Hemmam'in tashif olduğu anlaşılmıştır. Doğrusu Hişam'dır. Bu tashifi İmam Müslim'den rivayet eden biri yapmıştır. Hadisi Buhari, Nesaî ve diğer imamlar HişamDestevaî tarikiyle tahrîc ettikleri gibi bundan sonraki rivayette Müslim dahi onu aynı zattan tahriç etmiştir. Senetle tashif bulunduğunu ulemadan Ebu Muhammed Halef el-Vasitî izah etmiş ve şöyle demiştir: «Bu hadisi Müslim Yahya b. Yahya'dan o da Abdurrahman b. Mehdi 'den, o da Hişam'dan, ve yine Müslim Yahya b. Yahya 'dan o da Vekî'den, o da Hişam'dan o da Yahya b. Ebi Kesir 'den naklen rivayet etmiştir.» Bu suretle Müslim'in bu hadisi her iki tarikte HişamDestevaî 'den rivayet ettiği fakat sonradan Hişam yerine Hemmam denilerek tashif yapıldığı anlaşılmıştır.

 

Metne dair:

 

«Sakın biriniz bevl ederken aletini sağ eliyle tutmasın.» cümlesindeki nehiy kerahet-i tenzihiye içindir. Bu babta yukarı ki hadiste izahat verilmişti.   Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sağ elini daima yiyeceğini içeceğini ve giyeceğini onunla tutmak için necasetten ve necasetli yerlerden masun bulundururdu. Bedenin alt kısmındaki hizmete sol elini tahsis etmişti. Kazurat ve temizlenmesi icap eden şeylerde onu kullanırdı. Vakıa burada sağ elle yalnız bevl halinde bevl uzvunun tutulması nehy edilmişsede Ebu Davud'un sahih bir senetle Hz. Aişe (R.A.)'dan rivayet ettiği bir hadiste: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sağ eli yiyeceğine içeceğine, sol eli de helasına ve pislikleri temizlemeye tahsis buyurulmuştu» denilmektedir.

 

Aynı hadisi diğer hadis imamlarıda tahric etmişlerdir. Bu manada bir hadis Ümmü'l-mu'minin Hafsa (R.A.) dan da rivayet edilmiştir. Hadis burada bevl haliyle mukayyetsede başka rivayetlerinde mutlak olarak varid olmuştur. Bu sebeple ulemadan bazıları mutlak rivayeti ile bazılarıda mukayyed olanla amel etmişlerdir. Mukayyed rivayeti ile amel edenler iki rivayetin aynı hadîsmi yoksa ayrı ayrı hadiseler hakkında varid olmuş iki hadismi olduğunu tetkik etmişler, ravîlerin muhtelif, tahric edenin ise bir zat olmasına bakarak iki rivayetin aynı hadis olduğuna hükmetmiş mutlak rivayeti mukayyede haml eylemişlerdir. Çünkü mukayyed rivayetteki:  «Bevl ederken»  kaydı aynı hadiste adil bir ravî tarafından yapılmış bir ziyade olurki buda makbuldür. Rivayetler ayrı ayrı iki hadis bile olsalar itlak ve takyidin hükmü yine budur. Yani mutlak mukayyede hamledilir.

 

Hadisteki nehyin cumhura göre kerahet-i tenzihiyeye hamledilmesinin iki sebebi vardır. Biri sağ elin kıymetini yükseltmek diğeride iğrençliği gidermektir. Çünkü necaset sağ elle temizlenirse yemek esnasında bu hatıra gelerek bir iğrençlik hasıl olabilir.

 

Zahirîlere göre; buradaki nehiy tahrim içindir. Onlara göre sağ elle taharetlenmek haramdır, onunla taharet yapmak caiz değildir. Hatta yapılmış olsa sol elle tekrar iadesi lazım gelir.

 

Şafiîlerle Hanbelilerden bazıları da bu kavli ihtiyar etmişlerdir. Taharet esnasında sağ elle silinmenin hükmü dahi cumhura göre kerahet-i tenzihiye ile mekruhtur. Zahiriler bununda haram olduğuna kaildirler.

 

Burada Hattabî bir işkal mülahaza ederek şöyle demiştir: «Taşlarla istinca yapan bir kimse sol eline taşları alsa; sağ eli ile istinca yerini tutmak icabeder. îstinca yerini sol eliyle tutsa bu seferde sağ eliyle taharetlenmesi gerekir. Halbuki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in nehyi bu iki surete de şamildir.» Bu işkale yine kendisi şöyle cevap vermiştir. «Taharetlenen kimse kaldırılamıyacak büyük taş ve duvar gibi şeylerle isticmar yapar ve bunları sol eliyle tutar. Böyle bir şey bulamazsa mak'adını yere sürerek isticmar yapacağı şey'i Ökçeleri ile yahut ayakların başparmaklar ile tutarak sol eliyle isticmar yapar. Bu suretle sağ elini hiç kullanmamış olur.»

 

Tiybi : «Sağ eli ile istincanın men edilmesi arkaya mahsustur. Dokunmanın yasak olması da zekere hastır. Binaenaleyh ortada işkal yoktur.» demişsede Aynî buna itiraz etmiş; bir hadiste: «Sağ eliyle istinca edemez» buyurulmuştur ki bu Tîybî'in sağ el ile istinca arkaya mahsustur iddiasını reddeder» demiştir.

 

Bazıları Hattabî'nin işkal meselesine verdiği cevabı çirkin hatta imkansız bulmuşlardır. Bu hususta en doğru hareket İmamu'l-Haremeyn ile ondan sonra gelen İmam Gazali ve Begavî gibi zevatın söyledikleridir. Onlara göre temizlenecek aza sol elle tutulacak sağ elle tutulan bir şey üzerine silinecektir. Sağ elle tutulan şey yerinden kaldırılamıyan ağır bir cisim olduğu için taharetlenen kimse sağ elle isticmar yapmış sayılmayacak sağ el hiç kullanılmamış gibi olacaktır. Bu hal taharetlenirken sağ elle sol ele su dökmek gibidir.

 

Kabın içine soluma meselesine gelince bu iki şekilde olur, ya su içerken kabı ağzından ayırmadan içersine nefesini salar bu mekruhtur: Yahut suyu içerken ayrı ayrı üç nefeste içer ve her nefeste kabı ağzından ayırarak nefesini dışarıya salar. Teneffüsün hakikati soluğun ağzından çıkmasıdır.

 Böyle suyun içine soluyarak içmek hayvanların adetidir. Su içmenin sünneti onu üç defada içmek ve her defasında kabı ağzından alarak dışarıya solumaktır. Kabın dışına solumak en güzel bir edep ve nezaket olduğu gibi üç defada içmek mide içinde en hafif ve elverişli bir usuldür. Kabın içine soluyarak içildiği takdirde su birden boğaza dalarak mideye ağırlık verir ciğerlere de dokunabilir. Solumak suretiyle hastalık bulaşması tehlikeside vardır. Bazıları: «Su besmele ile içilir. Sonunda da Allah'a hamd edilir. Suyu üç defada içen her defasında besmele ve hamd edecektir. Halbuki bir defada içen yalnız başında ve sonunda bîr defa besmele ve hamdü sena ile kalacaktır. Bu suretle aralardaki besmele ve hamdeleleri terk ettiği için suyu bir defada içmek mekruh olmuştur» derler. Vakıa bu hadiste yalnız su kabının içine solumak nehi buyurulmuş suyun kaç defa içileceği beyan edilmemişse de başka bir hadiste suyun üç defada içileceği beyan edilmiştir. Ulema üç defada içilen suyun hangi defasında daha çok durulacağı hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bazılarına göre; birinci defada daha çok ikincide az durulacaktır. Diğerlerine göre bilakis birinci növbette az ikincide ondan daha çok üçüncüde bunların ikisinde çok durulacaktır. Bu suretle hem sünnete hemde tıbba riayet edilmiş olur. Çünkü azar azar içilen su mideye zarar vermeden vasıl olur. Suyu emerek içmenin bir hadiste emir buyurulnıasi bundandır.

 

Bu babta süt, şerbet gibi içilen şeylerin hükmüde aynen suyun hükmü gibidir. Hatta yemek kabının içine solumak ve üfürmek de böyledir.  Tirmizî'nin sahih bir senetle Ebu Sa'id-i Hudrî (R.A.)'dan rivayet ettiği bir hadiste Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in «suyu üfleyen birini bundan men ettiği; o zatın bunu suda gördüğü bir çöpten dolayı yaptığını söyleyerek özür dilediği bildiriliyor. Fakat hadisin devamından anlaşıldığına göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu özürü kabul etmemiş suyu dökmesini emir buyurmuştur: Üfleyen zat:

 

«Amma ben bir nefeste içmekle kanmıyorum» demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Öyleyse bardağı ağzından ayırarak iç.» buyurmuşlardır.